“America First” Politikasının Göçmenlik Yansımaları

Başkan Donald Trump’ın Ocak 2025’te göreve başlamasıyla birlikte, ABD göçmenlik politikalarında kapsamlı değişiklikler yaşanmaya başlamıştır. “America First” (Amerika Önce) yaklaşımı, vize başvurularının değerlendirilmesinden sınır güvenliğine, iş gücü göçmenliğinden insani programlara kadar geniş bir yelpazede etkisini göstermektedir. 2025 yılının ilk sekiz ayında verilen kalıcı oturum ve geçici vize sayısında, bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık %11’lik bir düşüş kaydedilmiştir. Bu düşüş sayısal olarak yaklaşık 250.000 daha az vize anlamına gelmektedir.

1. H-1B Uzmanlık Mesleği Vizeleri

H-1B vizeleri, Trump’ın birinci döneminde (2017–2021) en çok etkilenen kategorilerden biri olmuştu. Yeni başvurulardaki ret oranı 2015’te %6 iken, 2018’de %24’e yükselerek tarihi bir zirve yapmıştı. Biden döneminde (2021–2025) mahkeme kararları ve politika yumuşamalarıyla ret oranı %2’nin altına düşmüştü. 2025 mali yılı itibarıyla H-1B dilekçe onay oranı %97,85 olarak gerçekleşmiştir. Ancak yeni dönemde Ek Kanıt Talepleri (RFE) sayısında belirgin bir artış gözlemlenmektedir. Özellikle üçüncü taraf iş yerlerinde çalışan, ücret düzeyi düşük görülen veya uzmanlık mesleği tanımı tartışmalı olan başvurularda inceleme yoğunlaşmıştır. Ayrıca Trump yönetimi, yeni H-1B dilekçeleri için 100.000 dolarlık bir ücret getirmiştir.

2. L-1 Şirket İçi Transfer Vizeleri

L-1 vizeleri, Trump’ın “Buy American, Hire American” kararnamesiyle birlikte daha sıkı denetime tabi tutulmuştur. Uzatma başvurularına eskisi gibi önceki onaya saygı gösterilmemekte; her yenileme başvurusu ilk başvuru gibi değerlendirilmektedir. Bu durum, özellikle L-1B (özel bilgi sahibi çalışanlar) kategorisinde daha yüksek ret oranlarına ve artan RFE sayılarına yol açmıştır. L-1A (yönetici transferleri) ret oranları da yükseliş eğilimi göstermektedir.

3. EB-1A ve EB-2 NIW (Green Card Kategorileri)

Yatırımcılar ve profesyoneller için kritik öneme sahip green card kategorilerinde önemli değişiklikler yaşanmıştır. 2025 mali yılı birinci çeyreği itibarıyla EB-2 NIW (Ulusal Çıkar Muafiyeti) ret oranı %37,2’ye yükselmiştir. EB-1A (“ollağanüstü yetenek”) kategorisinde ise ret oranı %25,1 olarak gerçekleşmiştir. Bu oranlar, Biden dönemine kıyasla belirgin bir sıkılaşmaya işaret etmektedir. EB-1B (seçkin araştırmacılar), EB-1C (çok uluslu yöneticiler) ve EB-3 (nitelikli işçiler) kategorilerinde ise onay oranları %98 civarında sağlam kalmaya devam etmektedir.

4. Genel Vize Trendleri ve Seyahat Yasağı

Trump yönetimi, Haziran 2025’te çoğunluğu Müslüman nüfuslu 19 ülkeyi kapsayan bir seyahat yasağı uygulamaya koymuştur. Öğrenci vizesi mülakatı süreçleri durdurulmuş, inceleme gereklilikleri artırılmıştır. Dışişleri Bakanlığı’ndaki personel azaltmaları, vize işleme kapasitesini de olumsuz etkilemiştir. İşçi vizeleri özelinde, Şubat–Mayıs 2025 döneminde Biden dönemine kıyasla %3,3’lük bir düşüş yaşanmıştır. Bu düşüşün 2026’da daha da derinleşmesi beklenmektedir; çünkü seyahat yasağı, kamu yükü (public charge) düzenlemesi ve yeni H-1B ücretleri gibi politikalar tam etkisini henüz göstermemiştir.

5. PERM ve İşçi Sertifikası Süreci

Green card başvurularının önemli bir aşaması olan PERM (işçi sertifikası) sürecinde denetim oranı yaklaşık %40’a ulaşmıştır. Denetim tetiklendiğinde sürece 9–10 ay ek süre eklenmektedir. I-140 dilekçeleri, ayarlama başvuruları (adjustment of status) ve konsolosluk işleme süreleri de uzamıştır. İşyeri denetimleri (I-9 audits) de her büyüklükteki şirketlerde artış göstermiştir. Göçmenlik ve Gümrük Uygulama Kurumu (ICE), daha önce koruma altındaki “hassas bölgeler” de dahil olmak üzere genişletilmiş yetkilerle işyeri baskınları düzenleme kapasitesi kazanmıştır.

6. Ne Yapmalı? Stratejik Öneriler

Bu tablo, başvuru sahipleri için daha dikkatli ve stratejik bir yaklaşımı zorunlu kılmaktadır. İşte öneriler:

Başvuruları daha önceden planlama: İdeal başvuru hazırlığı 18–24 ay öncesinden başlamalıdır.

Kanıt dosyalarını güçlendirme: RFE’lere hazırlıklı olmak için başvuru dosyanızı kapsamlı hale getirin.

Alternatif vize stratejileri: H-1B kurasına giremeyenler için O-1, E-2 veya L-1 gibi alternatifler değerlendirilmelidir.

Deneyimli göçmenlik avukatı: Değişen politikaları yakından takip eden bir avukatla çalışmak, başarı oranını önemli ölçüde artırır.

Sonuç

Trump dönemi, ABD göçmenlik sisteminde sıkılaşma dönemi anlamına gelmektedir. Ancak kapsamlı hazırlık, güçlü kanıt dosyaları ve doğru stratejiyle vize almak hala mümkündür. Önemli olan, değişen kurallara hızla adapte olabilmek ve profesyonel destek almaktır.